Aşk Gerçekten Unutulur Mu?

Aşk Gerçekten Unutulur Mu?

Özlü Sözler erkut 62 Okunma

Kaç yaşınızda olursanız olun bu aşk sizi hayatınız illa ki bir seferlikte olsa yakalayacaktır. İlla bir seferlikte olsa yakalayacaktır çünkü aşk hayatınızın dönemleri olduğu gibi her dönemde sizi bulabilir. Bununla birlikte yakalayıp bir daha bırakmaya da bilir. Aşk gerçekten unutulur mu sorunun cevabını alabilmek için öncelikle aşkın ne olduğunu iyi bilmemiz gerekmektedir. Yani aşk sandığımız şey aslında aşk olmaya bilir ve bu zannımız bizi aşktan soğutup tamamen duvarlara bürünmemize sebebiyet verebilir. Aşkın yüzlerce, binlerce hatta benim tabirimle insan âdetince tanımı olabilir. Bu tanım kişiden kişiye, yaşadıklarından, yaşattıklarına, geçmişe ve geleceğe göre farklılık gösterebilir. Fakat sizlere genel anlamda ki tanımlarda söz edelim ve sizlerin aşkın tanımını kendi kalbinizden yorumlayıp anlamanızı bekleyelim. Söyleyebileceğimiz ilk şey Aşk yok olmaktır. Yok, etmiyorsa aşk yoktur. Yani siz aşık olduktan sonra artık kendiniz olamazsınız. Tamamen karşınızda ki kişi olmaya başlarsınız. Onu düşünür onu merak eder, onun için bir şeyler yapmaya başlarsınız. Siz artık ikinci plandasınızdır kendiniz için. Hatta siz artık kendiniz için kalmamışsınızdır. Hayatınızın merkezinde artık o vardır. O gülünce gülüyor o ağlayınca ağlıyorsunuzdur. Onsuzluk iştahınızı karıştırıyordur. Bazen inanılmaz bir iştahsızlık bazen de inanılmaz bir iştah oluşturuyordur. Özlem saç diplerinizden çekiyor ve siz onsuz geçirdiğiniz her saniyeye lanetler okuyor, geceleri uykularınızı kaçmasına sebep oluyor, uyusanız da oskarlık kâbus görüntüleriyle uyanıyorsanız. Onunlayken, başlayan günün aydın olduğunu hissediyor ve onsuz günün başlamış olmasını kabullenemiyorsanız. Kalabalıklar içerisinde bile o sizin yanınızda değilse yalnız hissediyorsanız ve o yanınızda olduğunda ise gözünüz yine kimseyi görmüyorsa, birileri bir şeyler anlatırken keşke o anlatsa diyorsanız ve beğendiğiniz bir elbisenin içerisinde onu hayal ediyorsanız, tüm engellere rağmen yalın ayak da olsa ona koşuyorsanız siz âşıksınızdır.  Aşkın bu olduğunu söyledik fakat aşk bilenlerin sustuğu bilmeyenleri konuştuğu bir şeydir derler. Biz bildiklerimizi değil bilinenleri söyledik. Biz aşkız. Aşkın yok ettiklerindeniz. Yâda bilip susanlardan gördüklerimizden söz ediyoruz. Biz sadece taşıyıcıyız.

Aşkın ne olduğunu öğrendik bir de aşkın ne olduğunu öğrenelim isterseniz. Aşk, bencilliği ve vefasızlığı içerisinde barındırmaz. Öle sevgilim gel buluşalım gel bir çay içelim gel gezelim gibi şeylerden değildir. Aşk zehirli gibi gelir fakat aşk dermanı zehirde barındırır. Ayrıca mahrem olmazsa aşk olmaz. Mahremiyetin öldüğü yerde nefis girer ve aşk orayı terk eder. Nefis gönle perde indirir ve aşkın inceliğini köreltir. Aşk ayrıca romantizm de değildir. Çünkü aşk yok etmiyorsa yoktur demiştik bunun neticesinde aşk tamamen kendinden, korkularından, arzularından, zevklerinden vazgeçip karşındakine kendini bırakmaktır. Aşk iki kişinin olduğu yerde de yoktur. Aşk yok ediyorsa aşk tek kişiliktir. Eskilerin dediği güzel bir söz vardır. Aşık aşkı için sever maşuk aşığın aşkı için sever diye. Böyle ki aşk tek kişiliktir. İki günlük yaşanan ve iki günde bir buluşulan çıkmalara aşk demeye başladık. Aşk hakkının verilmediği herkesin ağzına sakız ettiği bir hal almıştır. Hakkını vermeyenlerin aşk naraları attığı ve yanmaktan çok yakanların dillerine doladıkları bir hal almıştır.

Aşkın tanımını ise ben kendimce şöyle yapmaktayım, aşk uçurumun kenarında durup uçmaya duyulan hasret gibidir. Aşka kavuşmak ucunda ölümün olmasına rağmen uçurumdan atlamak ve yere çakılana kadar ve nihayetinde canından oluncaya kadar uçtuğunu sanıp ölümün gelmesine kadar yaşanan bir haldir. Bu lezzetin sana mal olacaklarını düşünmemek ve kendinden çok o lezzeti düşünmektir. Öyle ki aşk kendisini yaşatır seni öldürür.

Bilinmesi gereken bir diğer noktada aşkın iki farklı türü olduğudur. Aşk beşeri aşk ve ilahi aşk olarak ikiye ayrılır ve farklılık gösterir. Beşeri aşk içerisine aşkı öldürecek bir çok şeyi sızdırabilir ve aşk ölür ve aşk sizi size unutturduğu gibi aşkı yaratanı da unutturur. İlahi aşkta ise tüm elemlerden sıyrılmış tamamen lezzetini yaşadığınız bir hazzı sizlere yaşatır. Tamamlar sizi tam eder. Sizi yok ettiği yerde sizi aynı zamanda var eder. Beşeri aşktan bir diğer farkı da leyla ölür fakat Mevla ölmez. Bu sebepten baki olmayanla bakilik yaşanmaz ve sonsuz olmayanlar sonsuz aşk yaşayamazlar. Konumuzu toparlamak gerekirse ve aşkın ne olup ne olmadığını öğrendiysek sorumuzun cevabını rahatlıkla verebiliriz. Beşeri aşkı yaşayanların sonsuz olmamasından dolayı sonsuz olmadığını öğrendik. Peki, sonsuz olmayanlar sizce unutulmaz mı? Aşk değil ama yaşananlar unutulmaz fakat bu unutulmama sizlere zarar vermeyi bırakır çünkü artık yaşatılan acılara bağışıklık kazanmaya başlamışsınızdır. Bu bağışıklık sizlere yaşananların geçmişte yaşanmış bir anı olarak gelir sadece.  Leyla ölür, Mecnun ölür Aşk sağ kalır geriye. Aşk unutulmaz fakat anlatılanlardan önce yaşadığınızın aşk olup olmadığını bilin, sonrasında da bu aşkın ölüp ölmediğini hesap edin. İlahi aşk ise ne ölür ne unutulur. Çünkü birinci devresinin dünyada yaşandığı bu aşk belki sizi terbiye eder sizi zorlar ve nefsinize zor gelir fakat bu aşk iki devreden oluştuğundan dolayı meyvelerini ikinci devrede vermektedir. Yani ilahi aşkın ilk devresinin yaşandığı dünyada kış mevsimi yaşanırken nihayetinde zamanla sizlere çiçekler açacaktır daha sonrasında ikinci devresinde ise baharda çiçek olanlar meyvedir yaza. Bu meyvelerin alınacağı yaz ise ikinci devrede yaşanır.

Sonuç olarak aşk unutulmaz yaşananlar unutulur ya da artık acı vermeyi bırakır fakat bu durumda sadece beşeri aşk için geçerli olmaktadır. İlahi aşkta ise ne aşk ölür ne yaşananlar unutulur çiçek olanlar meyvesini vermektedir.

Aşktan kasıt ettiğiniz ise sevgiliyse eğer bu da unutulur. Ölümün unutulduğu yaşamda insanların unutulması artık hiç zor değildir. Aciz olan acizle yapamaz, ölümlü olan da ölümlü ile yapamaz. Çünkü hayat elem ve kederle çevrilidir ve hayat her zaman sizden bir şeyleri almaya devam edecektir. Burada önemli olan nokta sizin bu eksiklikleri doğru şeylerle ve kişilerle tamamlayıp tamamlayamadığınızdır. Hem unutmayın bugün ağladığınız şeye yarın şükrede bilirisiniz ve bugün varlığının gitmesini istemediğinize yarın olmaması için dualarda edebilirsiniz. Tüm bunları yaşadığınızı gözlemlediğinizde ise aşkın ne olup ne olmadığını hatırlamanız gerekir ve aşka küsmemelisiniz. Hem aşka küsülür mü leyla kördü diye. Ayağın takıldı diye bir taşa sövüp sayman mı gerek. Bu imtihan şükre sebep olması gerekendir. Bugün olanlar yarında yoklarsa dün var olanların bugün olmadıklarına bakıp ne kadar geçmişte kalabildiğinizi görebilirsiniz. İnsan doğası geçmişe bakmasını mümkün kılmasına rağmen geleceğe meyillidir. Yani ne olursa olsun gelecekte olacaklar bugün olanları, bugün olanlar ise dün de kalanları hatırlatsa da siz yola devam edersiniz. Acılar artık acı vermez size. Çölü bulmak kolaydır. Önemli olan bu çöle düşeceğin leylayı bulmakta. Yâda bu leyla da mevlayı bulmaktır. Unutma ki unutmam dediğin neler unuttun. Unuttuklarını yazamazsın. Yazamadıklarını ise aramazsın. Geleceğin hayali pembe rengine çok kapılma, geçmişinde karanlık sisli bataklığında da çok durma. Ne varsa elinde bir bugün var. Ne geleceğe senet ne geçmişe dönmeye kudretin var.

Sosyal Ağlarda Paylaş

erkut {erkut}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir