Bir Hukukçunun Bilmesi Gerekenler

Bir Hukukçunun Bilmesi Gerekenler

Genel Kültür erkut 153 Okunma

Hukuk eğitim ve öğretimi, pozitif hukuk eğitimi merkezine oturtan bir öğretim şeklidir. bu gayet doğal bir durum, tabi ki de her hukukçunun genel hukuk mevzuatına da hakim olması ve bunu mümkün olduğu ölçüde geliştirmesi gerekmektedir. Ancak günümüzde hukuk fakültesinden mezun olan yeni hukukçu olmuş olan gençlerin büyük bir kısmı felsefe, sosyoloji, psikoloji, tarih gibi beşeri bilimlerden uzak ve bihaber kalmış bir şekilde hukuk mesleğini icra etmeye atılıyor olmaları aslında büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple, iyi bir hukukçu, sadece üniversitede gördüğü derlerle yetişmez, yetiştirilemez. Hukukçular hayat ve etraflarında olan, olmuş olan önemli hadisleri iç yüzüne hakim olurcasına bilmeli, olayları, durum ve insanları tahlil edip evrensel karalara varma yeteneğine sahip olmalıdırlar.

Hukuk fakültelerinde bir hukukçuya, iyi bir hukukçu olması için her şey öğretiliyor denilemez. Hukuk fakültelerinde öğretilmeyen ama bir hukukçunun meslek hayatı boyunca müvekkilleriyle iletişiminde,  gerekse bir hukukçu olarak aktif bir sosyal hayata sahip olabilmesi ve böylece çevresiyle daha etkili ve verimli bağlar kurabilmesi için gereken en önemli teknik becerilerin başında, bden dili, diksiyon ve etkin iletişim becerileri gelmektedir. düzgün bir diksiyon sayesinde, konuşulurken kullanılan kelimeler, daha etkili olacak şekilde vurgulanmasını imkan tanırken, bir hukukçu olarak en etkin meslek aracı olarak dilin  kullanılabilmesini  sağlar. Böylece, güzel bir konuşma ile ulaşılmak istenen hedeflere daha kolayca varılır ve karşı taraf da etkilenmiş olur. Beden dilinin doğru ve yerinde kullanılmasının öğrenilmesi ile ise, bazen kelimelerden bile daha etkili olabilen hareket, mimik v e tavırlarımızla karşıdaki kişi ya da kişileri yönlendirmek mümkün olabilir. Etkili ileitişim becerilerine de sahip bir hukukçu, artık aktarılmak istenen her konu gayet net ve karşıdakinin anlayabileceği şekliyle ifade edilebilir.

Hukukçular herkes tarafından kalın kalın kitapları tabiri caizse devirircesine bitirmeleriyle bilinirler. Bir hukukçunun ömrü boyunca yapması gerekn en önemli işlerin başında, elbette ki, bıkmadan, usanmadan okumak gelir. Hukuk fakültesinde alınan eğitimle her şeyin bitmediğini, bir hukukçu asla aklından çıkarmamalıdır. Geniş bir yelpazede yayılan dava dosyalarından başlanarak, Yargıtay kararları, güncel mesele ve doktrinlere kadar her şey irdelenmeli ve okunmalıdır. Okumak bir hukukçunun elindeki en değerli sermayesi ve hazinesidir.

Hukukçular, okudukları onca kitap, dava dosyası ve kararlar gibi daha bir çok şeyi, en doğru şekilde entegre edebilmeli ve insanlar bunu en doğru şekilde sunabilme becerilerini öğrenmelidirler. Bu becerilerin elde edilmesiyle birlikte, kritik nokta atışı bilgilerle insanlara ve daha büyük kitlelere çok daha etkin bir biçimde bilgi ve deneyim aktarımı yapılabilir. Bir hukukçu olarak çeşitli projelerde yer almak gerektiğinde ise, elde var olan kaynakları en verimli şekilde nasıl kullanılabileceğinin öğrenilmesi de önemlidir.

Günümüzde sadece hukukçular için değil tüm insanlar için artık yabancı dil ve hatta mümkünse yabancı diller öğrenilmesi kişinin toplum içinde öne çıkabilmesi adına bir gereklilik arz etmektedir. Bir yabancı dilden daha ziyade birden fazla yabancı dil öğrenmenin çok daha gerekli olduğu göz önüne alınırsa, bir hukukçu için bunun çok daha önemli bir husus olduğu idrak edilecektir. Hukukçular, dil seçimi yaparken, yönelmiş oldukları hukuk dalı ya da dallarının kaynak açısından en fazla hazineye ve popülerliğe sahip olduğu dili seçerlerse bunun avantajlarından yarar sağlayacaklardır.

İyi bir hukukçu yabancı dil ve mümkünse yabancı diller bilmeli ve kendini dil hususunda daima geliştirmeli. Peki ya ana dili olan Türkçeyi bir Türk hukukçunun en iyi ve en doğru şekilde bilmesi gerektiğini hangimiz inkar edebilir ve göz ardına itebiliriz. Hukuk başlı başına engin bir kelimeler hazinesiyken, bir hukukçunun ana dilini en mükemmel şekilde bilip hem konuşma hem de yazma yeteneğine sahip olması gereklidir. Ayrıca hukuki argümanları ustalıkla kullanabilmeli,  anlamlı ve en doğru şekilde her türlü durumu ifade edebilmelidir.

Hukuk daha kelime anlamıyla bile bir ciddiyet ve resmiyete davet ederken bir hukukçu olmanın son derece stresli bir meslekle ömür boyu yaşamak demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak ne kadar stresli bir meslek olsa da bir hukukçu, zor zamanları en saki şekilde, doğru hamle, konuşma ve yazışmalarla atlatabilmeyi, dolayısıyla da stres yönetimini çok iyi bilmelidir. Mesleğini en iyi şekilde ifa edebilmek adına bir hukukçu, stres dolu ve baskı altında olunan anlarda bile birçok şeye yetişebilmelidir.

Hemen hemen tüm bilim dallarının ve teknolojinin büyük bir hızla geliştiği bir çağda yaşıyoruz. Tüm bu hızlı gelişmelerden ve teknolojinin ilerlemesinden hukukun nasibini almıyor olabileceğini düşünmek çok mantıksız olacaktır. Hal böyle olunca da, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), tüm hukukçular için, en önemli teknolojik programlardandır. Ayrıca UYAP sistemine ilave olarak, hukukçuların takip programlarını öğrenmesi, yine karar incelemelerini takip edebilmek adına bazı programların varlığından ve kullanımından haberdar olmalıdır.

Türk hukuk sistemine göre hızla gelişmekte olan hukuki bir yöntem olan Arabuluculuk uygulaması, meslekte en az 5 yıl kıdemli olunması şartı aranmasına rağmen hem adalet bakanlığı tarafından hem de hukuk camiasında son derece biyük ölçüde destek görmüş bir uygulamadır. İşini, mesleğini seven ve mesleğinde ilerlemek isteyen hukukçukların hızla gelişen ve büyük destek bulmuş olan bu hukuksal yolda yerine almaya yönelik çaba ve emek sarf etmeleri ve çalışmaları, ileriye dönük mesleki bir yatırım olacaktır.

Her alanda çığ gibi gelişen teknolojiyle birlikte bir hukukçunun hakim olması gereken beceri ve yetkinlikler arasında bilgisayar becerileri de üst sıralarda yerini almıştır. Günümüzde,  dilekçelerden tutun da mahkeme tutanaklarından,  sorgulama zabıtlarına her şeyin elektronik ortamlara aktarıldığının hepimiz farkındayız. Bu nedenle hukukçuların da bilgisayar programlarına etkin bir şekilde hakim olabilmesi önemlidir.  Örnek vermek gerekirse Office programları, Google Drive, Evernote, Ajanda gibi bilgisayar program ve uygulamalar ile birlikte günlük hayatımızda zamanımızı oldukça işgal eden işlemleri bilgisayar ya da akıllı cep telefonları üzerinden hallederek bir sürü değerlendirilecek yeni zaman dilimleri oluşturulabilir. Bu nedenle bir hukukçu da özellikle Office programların çok iyi düzeyde bilmeli ve bunun için gerekirse her türlü eğitimi almalıdır.

Vee günümüzde neredeyse tüm insanların ortak derdi ve başarmak istediği şeylerin başında gelen zaman yönetimi hususuna geldi şimdi de sıra. Peki sıradan insanların bile derdi olan böyle bir hususta hukuk mesleği gibi oldukça karmaşık, emek isteyen, yıllarını bu meslek uğruna ince çalışmalarla dokuyan hukukçuların zamana olan ihtiyacı ve zaman yönetiminin hukukçular için olan gerekliliğini yadsımak neredeyse imkansız gibidir. Hayatta ekstra zamana sahip olmanın herhangi bir yolu olmadığına göre, o halde var olan zamanımızı ihtiyaçlarımız ve beklentilerimize göre parçalara ayırarak daha etkin ve  verimli bir kullanım sağlayarak, zaman sıkıntımızın da önüne geçebiliriz. Akıp giden süre içerisinde başarılmak istenen daha çok işin daha sistematik bir şekilde yapılabilmesi adına, zaman yönetiminde iplerin eline alınması, bir hukukçu için de büyük avantajlar sağlayacaktır.

Sosyal Ağlarda Paylaş

erkut {erkut}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir